Edward Hagen
Veri Dosyası
Karakter Hikayesi
Edward Hagen
Edward Hagen 1998 Almanya doğumludur. Annesi Freya bir Amerikan kadını, babası Gabriel ise bir Alman erkeğidir. Gabriel ve Freya iyi geliri olan bir çifttir. Maddi açıdan bir sıkıntıları yoktur. Gabriel Hamburg Limanı'nda denetim görevlisi olarak, Freya ise bankada veznedar olarak çalışmaktaydı. Çiftin maddi açıdan bir problemleri yoktu ancak manevi açıdan ikisi de kötü durumdaydı. İşlerinin yoğun olması, uzun saatler işte kalmaları, birbirlerini görememeleri git gide problem çıkarmaya başlamıştı. Ayrılmanın eşiğine gelen bu iki çift çocuk yapmaya karar verirler. Bir süre sonra Freya'nın hamile olduğu öğrenilir ve çift bu duruma düşündüklerinden daha çok mutlu olurlar. Freya hamileliği sebebiyle bir süre sonra işten ayrılmak zorunda kalır. Bu süreçte Gabriel artık eskisi gibi değildir. Freya'ya daha çok önem veriyor, işten olabildiğince erken çıkıyor, karısına zaman ayırıp ev işlerini de yapıyordu. Artık o gün gelmişti çocukları doğmuştu. Edwardın ismi Freya'nın babasından gelmekteydi. Freya genç yaşlarda Gabriel ile sevgili oldukları dönemde babasını ak ciğer kanserinden kaybetmişti. Bu sebeplede Edward ismini koymuşlardır. Bu ismi Freya teklif etmemiş aksine Gabriel etmişti. Gabriel karısını çok seviyor ve saygı duyuyordu. Babasına olan düşkünlüğünden de dolayı bu ismi tercih etmişti. Zaman geçmiş ve Edward liseye giden geç bir delikanlı olmuştu. Zamanı gelmiş Edward Gymnasium Lisesine başlamıştı. Gittiği lise ortalama üstü bir seviyeydeydi. Ancak Edward bu seviyede kalmayı uzun süre başaramamıştı. Liseden tanıştığı Greta adındaki bir kız ile sevgili olmuştu. Daha genç yaşlarında olan Hagen kendini bu duruma çok kaptırmış ve derslerinde gözle görülebilir bir düşüş yaşanmıştı. Bir süre sonra Greta'nın Hagen'dan ayrılması üzerine Hagen'ın ders notları iyice düşmüş, devamsızlığı artmıştı Kreuzberg'te ki arkadaşlarıyla takılmaya başlamış, mekandan mekana gezip gün öldürüyordu. Hagen bir süre kendini toparlayamamıştı. İlişkisi çok uzun sürmemişti belki ama bir türlü kendine gelemiyordu. Kafasını dağıtması gerekiyordu ve bunun için spora gitmeye karar verdi. Uzun bir süre bir yandan spor ve bir yandan da derslerine çalışarak zaman geçirmeye başladı. Bir gün yine spora gitmiş ve sporunu yapmaya başlamıştı. Spor yaptığı sırada birini görmüş ve fiziği inanılmaz dikkatini çekmişti. O gün gidip o adamla konuşamamıştı. Bundan sonraki günlerde de gitmeye ve adamı aramaya devam etti. Adamla bir türlü denk gelememişti. Spordan çıktığı bir gün polisler tarafından şüphe sebebiyle kenara alındı. Hagen sıkılarak beklemeye başlamış ve polisin ilgilenmesini bekliyordu. Bir süre sonra yanına bir polis yaklaştı ve belgelerini istedi. Hagen hiç oralı olmadan polise dahi bakmadan belgeleri verdi. Polis memuru belgeleri incelerken Hagen anlık olarak polise bakındı ve onu gördü. Günlerdir konuşmak istediği, spor salonunda gördüğü adamı. Adam 1,90 boylarında siyah saçlı adeta bir kas yığınıydı. Hagen aniden polise dönüp onu salonda gördüğünü ve fiziğini çok beğendiğini söyledi. Adam ise Hagen'a ''Eğer çok çalışırsan seninde olur Hagen.'' dedi. Demesinin üzerine Hagen'a belgeleri verip oradan gönderdi. O sırada adamın ismini sormak Hagen'ın aklına gelmemişti. Aradan bir hafta geçti. Hagen yine salona gelmişti. Salonda o polis memurunu görmüş ve direkt yanına gidip tanışmaya çalışmıştı. Adamın ismi ''Edgar Fuchs'' du. Hagen Edgar ile bir süre spor hakkında konuşmuşlardı. Sonrasında ikiside sporunu yapmaya başlamışlardı. Bir süre sporlarını yaptıktan sonra ikili salonun çıkışında denk geldi. Hagen Edgar'a selam vererek gidecekti. Tam selam verdikten sonra Edgar Hagen'a ''Bu kadar mı sporun gel daha yürürüş yapıcaz.'' dedi. Hagen suratındaki anlık oluşan bir gülümsemeyle adamın yanına doğru gitti. Edgar'ın Hagen'la bu kadar alakadar olması hoşuna gitmişti. İkili sohbet ede ede yürümeye başlamışlardı. Hagen Edgar'ın Hamburg'a yeni geldiğini ve kimsesinin olmadığını öğrenmişti. İkili bir süre spor, okul, iş ve genel hayatları hakkında konuştular. Edgar Alman Polisiydi. Daha öncesinde spor koçluğu yapmış ve bir süre
sonra polisliğe yönelmişti. İkili bir süre daha yürüdükten sonra yol ayrımına geldiler ve ayrılmak üzere vedalaştılar. Tam ayrılacakları sıra Hagen Edgar'dan numarasını istedi. Edgar Hagen'a numarasını verdi ve ikili dağıldı. Günler geçti Hagen ve Edgar haberleşip birlikte spora gitmeye başlamış ve adeta abi kardeş olmuşlardı. Edgar'ın henüz konuşabileceği bir arkadaşı veya tanıdığı, Hagen'ın ise abisi yerine koyup derdini anlatacağı biri yoktu. Valıkları birbirlerine iyi gelmişti. Hem bazı noktalarda kafaları da uyuşuyordu. Konuştukları bir sırada Hagen'ın derslerinden konu açılmış ve Hagen derslerinin kötü olduğunu söylemişti. Bunun üzerine Edgar Hagen'a derslerini düzeltene kadar spora gelmemesi aksi taktirde Hagen'la küseceğini söylemişti ve bunu söylerkende suratında çok ciddi bir ifade vardı. Hagen bunun üzerine abisi yerine koyduğu kişiyi kaybetmemek için bir süre dediğini yaparak spora gitmemiş ve ders çalışmaya başlamıştı. Hagen bu süre boyunca derslerini düzelmiş ve hayatına bir çeki düzen vermişti. Gün gelmiş ve artık liseden mezun olmuştu. Lise hayatı boyunda haylazlık yapmaktan hiç kaçınmayan, öğretmenlerine saygı gösteren, derslerinde de başarılı olan biri olmuştu. Lise bitmiş ve üniversite zamanı gelmişti. Hagen Berlin Üniversitesi'nin sınavına girmiş ve tarih bölümünü kazanmıştı. Hagen tam anlamıyla bir sözelciydi. Lisenin 3. sınıfından beri tarih bölümü okuyup okumamak arasında kalıp durmuştu. Bu konu hakkında Edgar'dan da bilgi almak istemişti ve Edgar'la bu durumu da konuşmuştu. Aİlesi tarih okumasından çok daha sayısal bir bölüm okumasını ve yüksek bir maaşla çalışmasını istemişti. Edgar ise Tarih okumak istediğini duyunca çok sevinmiş ve onu desteklemişti. En sonunda da Hagen Berlin Üniversitesinde tarih bölümünde okumaya başlamıştı. Hagen gençliği boyunca maddi bir sıkıntı çekmemiş ve bu sebepten dolayı hiç çalışmamıştı. Babası Gabriel'in memuriyetinden dolayı maddi durumları oldukça yerindeydi. Hagen tam anlamıyla baba parası yiyordu. Üniversitenin 2. senesinde Hagen'ı Los Santos'ta üniversite okuyan Adler adlı arkadaşı çağırmıştı. Hagen'da tatil zamanı geldiğinde Los Santos'a uçmuştu. Los Santos'a geldiği süre boyunca Adler ve diğer bir kaç arkadaşı ile birlikte günler boyunca takılmış o mekan senin bu mekan benim gezmişti. Bir gün Adler'la üniversitesinin taraflarında dolaşırken Hagen güzel bir kızı görmüştü. 1,60 boylarında siyah saçlı yüzü ayrı, gözü ayrı, her detayıyla ayrı güzel bir kızdı. Hagen kızı gördüğü gibi kas katı kesilmiş dümdüz kıza bakar halde kalmıştı. Adler'a kızı sormuş ve Adler'da kızın onların üniversitesinde okuduğunu söylemişti. Hagen Adler'la kız hakkında bir süre konuşmuş ve isminin Maria olduğunu öğrenmişti. Hagen Adler'a bir şekilde Maria ile tanışması gerektiğini, aşık olduğunu söylemişti. Bunun üzerine Adler bir kaç arkadaşıyla konuşmuş ve kızın numarasını, nerede oturduğunu, sevgilisinin olup olmadığını, okuduğu bölümü bulmuştu. Hagen diğer söyledikleriyle ilgilenmeyip sadece sevgilisi olup olmadığını sormuştu. Adler'da Hagen'a öğrendiğine göre sevgilisinin olmadığını ve bir süredirde sevgili yapmadığını söylemişti. Hagen buna çok sevinmiş ve yerinde duramaz hale gelmişti. Hemen Maria'nın adesini alan Hagen evin yolunu tutmuştu. Yolda denk geldiği çiçekçiden papatya aldı. Los Santos'a yabancı olan Hagen bir süre dolaşa dolaşa evi bulmuş ve eve uzak bir konumda beklemeye başlamıştı. Elinde papatyalarla köşede sigara içerek bekleyen Hagen bir süre sonra Maria'nın çıktığını görmüş, hızlıca sigarasını yere atıp üstünü düzeltmeye başlamıştı. Maria evden çıkıp bir yere doğru yürüyodu. Bir süre sonra kafeye geçmiş ve oturmuştu. Hagen uzaktan uzaktan izliyordu. Kafeye oturduğunu görünce biraz gerilmiş, acaba sevgilisi mi var diye düşünmüştü. Bir süre bekledikten sonra tüm cesaretini toparlayıp Maria'nın yanına gitti. Yanına gidip ''Pardon bu sandalye boş mu?''dedi. Cevap olarak ''Boş, ama size değil.'' cevabını aldı. Bunun üzerine Hagen elindeki papatyaları masaya bırakarak ''Kusuruma bakmayın amacım rahatsız etmek değil tanışmaktı hanımefendi.'' diyerek arkasını döndü. Tam döndüğü sırada Maria'dan ''Böyle bi tanışılır beyefendi, isiminizi söylemediniz.'' şeklinde geri dönüş alması üzerine Hagen anlık olarak önünü dönüp Maria'nın elini tutup eline nazikçe
öpücük kondurum ''Kusuruma bakmayın, ben Edward Hagen'' dedi. Maria Hagen'ın yaptıklarından rahatsız olmuş gibi görünmüyordu. Eliyle Hagen'a sandalyeyi gösterip ''Buyur.'' dedi. Hagen hızlıca sandalyeye oturdu. Maria ''Memnun oldum Edward Hagen, bende Maria Bennett.'' dedi. Bunun üzerine Hagen'da memnun olduğunu dile getirip konuşmaya başladı. İkili bir süre konuştuktan sonra Hagen rahatsız etmemek adına müsade isteyerek oradan ayrıldı. Ayrılmadan önce ikili sosyal medya hesaplarından birbirlerini takip etmeye başlamıştı. Hagen duygu karmaşası içerisindeydi bir yandan çok mutlu ancak bir yandan da düşünceliydi. Kendisi Almanya'da Maria ise Los Santos'ta yaşıyordu. Hagen'ın Los Santos'a gelme gibi bir düşüncesi yoktu. Ayrıca bitirmesi gereken bir üniversitesi o üniversitenin de 2 yılı daha vardı. Ancak Hagen yine kendini kaptırmıştı. Konuşmaları devam ediyordu. Ancak Hagen'ın artık Almanya'ya dönmesi gerekiyordu. Zira tatilinin bitip üniversitesinin başlamasına kısa bir zaman kalmıştı. Hagen gitmeden son bir defa da olsa Maria ile buluşmak istedi. İkili buluşup hoş sohbet ettiler. Sohbetin sonuna doğru Hagen Maria'ya Almanya'ya gitmesi gerektiğini söyeldi. Bunun üzerine Maria yüzünü düşürerek ''Hadi ya.'' dedi. Hagen ve Maria henüz bir ilişkiye başlamamış flört dönemlerinde takılıyorlardı. Ama ikilinin birbirlerinde hissettikleri duygular git gide büyümeye başlamışlardı. Maria Hagen'a ''Olsun yine gelirsin demi?'' dedi. Hagen Maria'ya ''Tabii ki de, kesin gelicem. Ancak bir daha ki gelişim ne zaman olur bilmem.'' dedi. Bunun üzerine ikili konuşup vedalaştılar. Hagen Almanya'ya döndü. Dönüşünden beri aklında sadece ve sadece Maria vardı. Aradan seneler geçti. Hagen ara ara Los Santos'a gidiyor, Maria ve diğer arkadaşlarıyla buluşuyordu. Bu süreç zarfında Almanya da olduğu süreçte Hagen ile Maria telefondan iletişime geçiyorlardı. Hegan Almanya'ya gittiği gibi abisi Edgar'ı görmeye gitti. Akşam saatlerinde Edgar ile buluşan Hagen Santos'ta yaşadıklarını bir bir Edgar'a anlatmaya başladı. Sonlara doğu Maria'dan da Edgar'a bahsetti. Edgar Hagen'a sevindiğini ama işinin hiç kolay olmayacağını söylemişti. Hagen 2 sene boyunca bir yandan üniversiteye gidiyor, bir yandan spor yapıyor, mümkün olduğu zamanlarda da bir kaç günlüğüne Santos'a Maria'yı görmek için gidiyordu. Hagen bu süre zarfında Edgar'ı ailesiyle de tanıştırmıştı. Edgar Hagen'ın ailesinin içine girmiş adete Gabriel ve Freya'nın da çocuğu olmuştu. Hem Edgar hem de Hagen ailesi bu durumdan oldukça memnunlardı. Aradan 2 sene geçmiş ve Hagen Berlin Üniversitesi Tarih Bölümü'nden mezun olmuştu. Bu 2 yılın içinde de Santos'a gittiği bir sıra Maria ile işleri ciddileştirmiş ve sevigili olmuşlardı. Hagen havaalanına gittiğinde Maria'yı görememiş ve üzülmüştü. Tam arkasını dönüp gidecekken bir ses arkadan ''Edward'' diye seslenmişti. Hagen arkasından gelen koşma seslerini duymuştu. Önüne doğru döndüğünde Maria'nın Hagen'a koşarak geldiğini görmüştü. İkili orada sarılmış ve öpüşmüşlerdi. O günden itibaren ikilinin aşkı tam anlamıyla başlamıştı. Yaklaşık 1,5 senedir ilişkileri vardı. Mesafeden dolayı arada problem çıkıyordu ancak bir şekilde birbirlerini idare ediyorlardı. Hagen okulu bittikten sonra Edgar ve ailesiyle bir araya gelmiş bir akşam yemeği sırasında Santos'a gideceğini ve bir süre orada kalmak istediğini söylemişti. Buna annesi Freya biraz çıkışmıştı. Ancak Gabriel ve Edgar Hagen'a destek olmuşlardı. Freya ''Almanya'da kız mı yok?'' düşüncesindeydi. Ancak Gabriel bu lafına ''Almanya'da kız olsaydı Amerika'dan almazdım seni.'' diyerek gülüşüyorlardı. Günü geldi Hagen Santos'a gitmek için hazırlandı, uçağına bindi ve Santos'a gitti. Santos'ta bulunduğu süreçte boş kalmamak için kafede işe başladı. Yaşı ve tecrübesi olmaması sebebiyle ilk başlarda özel sektörde çalışacak iş bulamamıştı. Bir süre kafede çalışıp kendisini geçindirecekti. Bir gün Hagen, Maria, Adler ve diğer arkadaşları toplanmaya karar vermişlerdi. Toplanacakları yere Hagen ve Adler erkenden gitmiş diğerlerinin gelmesini bekliyordu. O gün Maria'nın işi olması sebebiyle biraz uzaktan geliyordu. O gün Hagen'ın hayatının kaybını yaşayacağı gündü. Tarih 22 Kasım 2019'du. Hagen ve Adler Maria ve diğer arkadaşlarını bekledikleri sırada Hagen'ın telefonu çalmış
ve arayanın Maria olduğunu görmüştü. Arayan Maria'ydı ancak konuşan o değildi. Konuşan bir hemşireydi. Maria'nın trafik kazasına karıştığını ve durumunun ağır olduğunu söylemişti hemşire. Hagen'ın eli ayağı birbirine dolaşmıştı hızlıca Maria'nın kaldırıldığı hastaneye gittiler. Ancak Hagen hastaneye gidene kadar Maria kafasına aldığı darbeden dolayı oldukça kan kaybetmiş ve hastaneye getirildikten kısa bir süre sonra son nefesini vermişti. Hagen Maria'nın öldüğünü kabullenemiyordu. Hagen 24 yaşında hayatında ilk defa böyle bir acıyla karşı karşıya kalmıştı. Cenaze töreni yapıldı gelenler oldu gidenler oldu. Ama orada asıl giden Maria ve peşinden gidende Hagen'dı. Hagen adeta yaşan ölüyen dönmüştü. Bir süre Santos'ta kalmaya devam etti. Arkadaşlarıyla zaman geçirmeye çalıştı. Ancak nafile, hiçbir şey Hagen'ı mutlu etmiyordu. Arada gülüyordu arkadaşlarıda buna seviniyordu. Farkettiğinde ise arkadaşlarına ''Her yaşayan sağ değildir, diri diri ölen de var. Derdi bilinmesin diye, ölü ölü gülende var.'' diyordu. Bu laf Hagen'ın ağzında dönüp dolaşmaya başlamıştı. Hagen yaşlanmış, yorulmuş hissediyordu. Her şeyden vazgeçip Almanya'ya dönmeye karar vermişti. 24 Haziran 2020'de Almanya'ya döndü yine her zaman ki gibi Edgar ve ailesi ile bir araya geldi. Akşam yemeği yediler. Hagen'ın burada olmadığı süreçte Edgar Hagen'ın annesi ve babasına oldukça yardımcı olmuş, onlarda Edgar'ı evlatlarından ayrı görmemişlerdi. Sıkcacık bir aile ortamı oluşmuştu. Akşam yemeğinden sonra Edgar Hagen'la birlikte dışarı çıktılar. Hamburg limanına doğru gittiler. Biraz yürüdükten sonra bir yere oturup bişeyler içmeye başladılar. İkisi de pek konuşmuyordu, ama aslında o sessizlik çok şey anlatıyordu. Sonrasında konu açıldı sağdan soldan konuştular. Bir süre geçti uzaktan kapşonlu giyinmiş siyahi bir adam Hagen ve Edgar'ın olduğu masaya doğru yaklaştı. Tam yanaştığı sırada belinden çıkardığı tabancayla Edgar'ın ensesine doğru ateş etti. Edgar oracıkta ölmüştü. Hagen zaten iyi durumda değildi. Oldukça zayıflamış, güçten düşmüştü. Haraketsiz bir şekilde kalakalmıştı. Edgar'ı vuran siyahi adam ise vurduktan sonra hemen oradan kaçmıştı. Hagen önce sevgilisini sonrada abisini kaybetmişti. Hagen ailesi yas içindeydi. Bu yasın en büyüğünü de Hagen çekiyordu. 11 Kasım 2021'di tarih. Hagen takribi 1 yıl arayla canından çok sevdiği, hayatının merkezine koyduğu 2 kişiyi kaybetmişti. Daha kötü ne olabilir diye düşünüyordu. Annesini, babasını çok severdi. Özellikle babasyıla arasında farklı bir bağ vardı. Öyle ailecek bir aktivite yapmazlardı. Sadece çocukluk yıllarında yaptıkları piknikler. Aradan belli bir süre daha geçti. Hagen spor yapmayı bırakmış ve gittikçe yaş almıştı. Almanya'da özel bir dershanede Tarih Öğretmenliği yapıyordu. Ama artık Almanya'da kalmak istemiyordu. Sıfırdan kimsesi olmadan başlamak istiyordu. Yeni hayat, yeni insanlar, yeni arkadaşlıklar. Belki yeni bir abisi olur, belki de yeniden birine Maria'ya olduğu gibi sevdalanırdı. İşin aslı Hagen herşeyin farkındaydı. Ne bir daha Maria'ya olduğu gibi birine sevdalanabilecekti, ne de birine Edgar'a baktığı gibi abi gözüyle bakabilecekti. Hagen Edgar'ın ölümünden sonra polislerin kullandığı Edgar'a ait olan bilekliğini anı olarak almış ve kolunda taşımaya başlamıştı. Bileklikte ''Edgar Fuchs - German Polizei'' yazmaktaydı. Hagen kendini bir süre daha toparlamaya gayret gösterdi. Yeni hayatına başlamadan önce kendine biraz vakit ayırdı. Bu vakit boyunca tekrardan spora gitmeye başladı, eskiden yaptığı şeylerle ilgilenmeye başladı, dershanede Tarih öğretmenliği yaptığı süreç boyunca da para biriktirmeye çalıştı. Zaten parasını da bir tek sigara,alkol ve spor salonuna harcıyordu. Hagen sevgilisini ve abisini kaybettikten sonra ciddi manada alkol ve sigara kullanmaya başlamıştı. Sigarayı azaltamasa bile en azından alkolü hayatını toparlamaya başladığı sırada oldukça azaltmıştı. Günlerden bir gün Hagen Edgar'ın mezarına gittiği sırada kendi kendine bir söz vermişti. Orada Edgar'a ''Bende senin gibi olacağım abi. Gözün arkada kalmasın. Belki burada, Almanya'da olmayacağım ama bende polis olacağım abim. Artık burada kalamam yeni bir hayata başlamam lazım. En azından şu yaşadıklarımı atlatana kadar yeni bir hayata abi.'' dedi. Sonra Hagen için ayrılık günü gelmişti. Almanya'dan ayrılma, Santos'a kavuşmagünüydü. Hagen böyle bir karar vermişti ama ne yapacağını o da bilmiyordu. Kendi kendine hırslanıp polisliğe kabul olup görevini layığıyla yerine getirme arzusundan başka bir şey duymuyordu. Hagen Santos'a gelmiş ve biriktirdiği paraları kullanarak kendini yavaş yavaş yerleştirmeye başlamıştı. Ufaktan bir düzen oturtumuş ve polis akademisi için canla başla antrenmanlara başlamıştı. Hagen'ın artık tek isteği Edgar gibi olmak, polis olmaktı.