Geri Dön
Hikaye
Benim adım Aaron Jefferson. 7 Ağustos 1994 tarihinde San Francisco’da doğdum. Orta halli bir ailede büyüdüm. Babam oto tamircisiydi, annem ise bir kafede çalışıyordu. Çok rahat bir hayatımız yoktu ama hiçbir zaman da aç kalmadık. Küçüklüğümden beri çalışmanın ne olduğunu öğrendim.
12 yaşımda mahalledeki bakkalda raf dizmeye başladım. 14 yaşımda araba yıkayarak para kazandım. 16 yaşımda bir oto yıkamada çalıştım. 17 yaşımda ise babamın yanında tamirhanede yardım etmeye başladım. Mekanik işlere o zamanlardan beri ilgim vardı. Bir şeyleri söküp nasıl çalıştığını anlamak hoşuma gidiyordu.
Çok konuşkan bir çocuk değildim. Daha çok kendi halinde takılan, etrafı gözlemleyen biriydim. İnsanlara hemen güvenmezdim. Önce izler sonra konuşurdum. Bu huyum hâlâ aynı.
Hâlâ bir yere girdiğimde önce çıkışları kontrol ederim. Kalabalık ortamlarda sırtım boşlukta durmayı sevmem. Duvara yakın otururum. Bu bilinçli yaptığım bir şey değil, alışkanlık olmuş durumda.
18 yaşıma geldiğimde hiç düşünmeden ABD ordusuna katıldım. Hayatımda ilk defa bir şeyden bu kadar emindim.
Askerliğin ilk zamanları eğitimle geçti. Zorlandığım zamanlar oldu ama pes eden biri olmadım. Zamanla baskı altında sakin kalabildiğimi fark ettiler.
İlk görev yerim Irak oldu. Başlarda devriye görevleri yapıyordum. Orada Marcus adında bir tim arkadaşımla tanıştım. Irak’tan Afganistan’a kadar birçok görevde beraber bulunduk. Çok konuşmazdık ama birbirimize güvendiğimizi bilirdik.
Irak’ta en çok öğrendiğim şey dikkatli olmak oldu. Bir gün devriye sırasında bir sokaktan geçerken içime kötü bir his doğdu. Her şey normal görünüyordu ama içime sinmedi. Durmayı söyledim. Kısa süre sonra orada pusu olduğu ortaya çıktı. O gün sezgilerime güvenmem gerektiğini öğrendim.
Ama savaş sadece doğru kararlar vermek değil. Bazı görevler insanı psikolojik olarak etkiliyor. O dönemden sonra uyku problemim başladı. Hâlâ bazen ani seslerde irkiliyorum. Özellikle patlama sesi gibi şeyler refleks olarak tepki vermeme sebep oluyor. Kontrol etmeye çalışıyorum ama bazen istemsiz oluyor.
Sonrasında Afganistan görevim başladı. Dağlık bölgelerde uzun süre operasyon yaptık. Sürekli stres altında yaşamak insanı değiştiriyor. Daha sabırlı ama daha mesafeli biri oldum.
Bir gün küçük bir köy yakınında beklerken bir çocuk yanımıza geldi. Elinde eski bir futbol topu vardı. Hiç konuşmadan topu bana attı. Ben de geri attım. Birkaç dakika boyunca hiçbir şey yoktu. Sadece normal bir andı. O anı hiç unutmadım çünkü savaşın ortasında bile normal bir an yaşanabileceğini fark ettiğim nadir zamanlardan biriydi.
Görev performansım nedeniyle özel kuvvet değerlendirmesine alındım. Uzun bir süreçten sonra Delta Force seçmelerine girdim. Bu süreç gerçekten zordu. Fiziksel olarak değil, daha çok mental olarak zorladı. Uykusuzluk, stres ve sürekli test edilmek kolay değildi. Ama sonunda seçildim.
Delta Force içinde birçok gizli operasyonda görev yaptım. Detaylarını anlatmam mümkün değil. Ama şunu söyleyebilirim; zamanla insan duygularını bastırmayı öğreniyor. Yoksa devam etmek zor oluyor.
30 yaşımdayken katıldığım bir operasyonda işler ters gitti. Timim ağır kayıplar verdi. Marcus o operasyonda hayatını kaybetti. Bazen hâlâ düşünüyorum, acaba farklı bir karar alsaydım sonuç değişir miydi diye. Bu düşünce bazen insanın aklından çıkmıyor.
Ben de o operasyonda ağır yaralandım. Sağ omzumdan vuruldum ve kaburgalarım zarar gördü. Fiziksel olarak iyileştim ama bazen ağrılarım oluyor.
Hastanede geçirdiğim sürede ilk defa gerçekten durup düşündüm. Ve artık devam etmek istemediğimi fark ettim.
Ordudan ayrıldım.
Sonrasında yaklaşık 1 yıl boyunca motor kulüpleriyle takıldım. Uzun yol sürüşleri yaptım. Motor sürmek kafamı boşaltabildiğim nadir şeylerden biri oldu. Eski bir Harley aldım ve çoğu parçasını kendim tamir ettim.
Bu dönemde kimse geçmişimi sormadı. Ben de anlatmadım.
Ama sonunda kaçmanın çözüm olmadığını fark ettim.
Yeni bir başlangıç yapmak için Los Santos’a geldim. Şu an tek amacım sakin bir hayat kurmak. Belki mekanik işlerle uğraşmak, belki güvenlik işi yapmak. Tam olarak bilmiyorum.
Ama bildiğim bir şey var:
Geçmişim her zaman benimle olacak ama artık onun beni kontrol etmesini istemiyorum.
Kendime hep şunu söylüyorum:
Bazı insanlar savaşı bırakır, bazılarını ise savaş bırakmaz.
Ben hangisiyim hâlâ bilmiyorum.
12 yaşımda mahalledeki bakkalda raf dizmeye başladım. 14 yaşımda araba yıkayarak para kazandım. 16 yaşımda bir oto yıkamada çalıştım. 17 yaşımda ise babamın yanında tamirhanede yardım etmeye başladım. Mekanik işlere o zamanlardan beri ilgim vardı. Bir şeyleri söküp nasıl çalıştığını anlamak hoşuma gidiyordu.
Çok konuşkan bir çocuk değildim. Daha çok kendi halinde takılan, etrafı gözlemleyen biriydim. İnsanlara hemen güvenmezdim. Önce izler sonra konuşurdum. Bu huyum hâlâ aynı.
Hâlâ bir yere girdiğimde önce çıkışları kontrol ederim. Kalabalık ortamlarda sırtım boşlukta durmayı sevmem. Duvara yakın otururum. Bu bilinçli yaptığım bir şey değil, alışkanlık olmuş durumda.
18 yaşıma geldiğimde hiç düşünmeden ABD ordusuna katıldım. Hayatımda ilk defa bir şeyden bu kadar emindim.
Askerliğin ilk zamanları eğitimle geçti. Zorlandığım zamanlar oldu ama pes eden biri olmadım. Zamanla baskı altında sakin kalabildiğimi fark ettiler.
İlk görev yerim Irak oldu. Başlarda devriye görevleri yapıyordum. Orada Marcus adında bir tim arkadaşımla tanıştım. Irak’tan Afganistan’a kadar birçok görevde beraber bulunduk. Çok konuşmazdık ama birbirimize güvendiğimizi bilirdik.
Irak’ta en çok öğrendiğim şey dikkatli olmak oldu. Bir gün devriye sırasında bir sokaktan geçerken içime kötü bir his doğdu. Her şey normal görünüyordu ama içime sinmedi. Durmayı söyledim. Kısa süre sonra orada pusu olduğu ortaya çıktı. O gün sezgilerime güvenmem gerektiğini öğrendim.
Ama savaş sadece doğru kararlar vermek değil. Bazı görevler insanı psikolojik olarak etkiliyor. O dönemden sonra uyku problemim başladı. Hâlâ bazen ani seslerde irkiliyorum. Özellikle patlama sesi gibi şeyler refleks olarak tepki vermeme sebep oluyor. Kontrol etmeye çalışıyorum ama bazen istemsiz oluyor.
Sonrasında Afganistan görevim başladı. Dağlık bölgelerde uzun süre operasyon yaptık. Sürekli stres altında yaşamak insanı değiştiriyor. Daha sabırlı ama daha mesafeli biri oldum.
Bir gün küçük bir köy yakınında beklerken bir çocuk yanımıza geldi. Elinde eski bir futbol topu vardı. Hiç konuşmadan topu bana attı. Ben de geri attım. Birkaç dakika boyunca hiçbir şey yoktu. Sadece normal bir andı. O anı hiç unutmadım çünkü savaşın ortasında bile normal bir an yaşanabileceğini fark ettiğim nadir zamanlardan biriydi.
Görev performansım nedeniyle özel kuvvet değerlendirmesine alındım. Uzun bir süreçten sonra Delta Force seçmelerine girdim. Bu süreç gerçekten zordu. Fiziksel olarak değil, daha çok mental olarak zorladı. Uykusuzluk, stres ve sürekli test edilmek kolay değildi. Ama sonunda seçildim.
Delta Force içinde birçok gizli operasyonda görev yaptım. Detaylarını anlatmam mümkün değil. Ama şunu söyleyebilirim; zamanla insan duygularını bastırmayı öğreniyor. Yoksa devam etmek zor oluyor.
30 yaşımdayken katıldığım bir operasyonda işler ters gitti. Timim ağır kayıplar verdi. Marcus o operasyonda hayatını kaybetti. Bazen hâlâ düşünüyorum, acaba farklı bir karar alsaydım sonuç değişir miydi diye. Bu düşünce bazen insanın aklından çıkmıyor.
Ben de o operasyonda ağır yaralandım. Sağ omzumdan vuruldum ve kaburgalarım zarar gördü. Fiziksel olarak iyileştim ama bazen ağrılarım oluyor.
Hastanede geçirdiğim sürede ilk defa gerçekten durup düşündüm. Ve artık devam etmek istemediğimi fark ettim.
Ordudan ayrıldım.
Sonrasında yaklaşık 1 yıl boyunca motor kulüpleriyle takıldım. Uzun yol sürüşleri yaptım. Motor sürmek kafamı boşaltabildiğim nadir şeylerden biri oldu. Eski bir Harley aldım ve çoğu parçasını kendim tamir ettim.
Bu dönemde kimse geçmişimi sormadı. Ben de anlatmadım.
Ama sonunda kaçmanın çözüm olmadığını fark ettim.
Yeni bir başlangıç yapmak için Los Santos’a geldim. Şu an tek amacım sakin bir hayat kurmak. Belki mekanik işlerle uğraşmak, belki güvenlik işi yapmak. Tam olarak bilmiyorum.
Ama bildiğim bir şey var:
Geçmişim her zaman benimle olacak ama artık onun beni kontrol etmesini istemiyorum.
Kendime hep şunu söylüyorum:
Bazı insanlar savaşı bırakır, bazılarını ise savaş bırakmaz.
Ben hangisiyim hâlâ bilmiyorum.