Geri Dön
Karakter Hikayesi
Cyrus Berg May 2003 yılında Kuzey Avrupa’da doğdu. Babası taşımacılık ve lojistik işiyle uğraşan, işi büyütmeye çalışan ama zamanla yasal ve illegal işleri karıştıran birine dönüşen sert bir adamdı. Annesi daha sakin, daha düzenli bir hayat isteyen bir kadındı. Cyrus’un ilk yılları dışarıdan bakıldığında normaldi. Evde zaman zaman tartışmalar olurdu ama bu her ailede olan şeyler gibiydi. Küçükken ne problemli ne de aşırı uslu bir çocuktu, kendi halinde, etrafı izleyen, fazla dikkat çekmeyen biriydi. Ama çok küçük yaşlardan itibaren evdeki atmosferi hissediyordu; babasının sertliği, annesinin sürekli alttan alması, konuşmaların tonu… bunlar onun kafasına yavaş yavaş işliyordu. Okula başladığında ortalama bir öğrenciydi, ne başarılı ne başarısız. İlk başlarda kurallara uyuyordu. Ama sonra küçük yalanlar söylemeye başladı, yaptığı bir şeyi saklamak, suçu başkasına atmak gibi şeyler onun için giderek kolaylaştı. Aynı dönemde küçük hırsızlıklar başladı; arkadaşlarının eşyalarını almak, marketten ufak tefek bir şey yürütmek gibi. Bunlar büyük şeyler değildi ama yakalanmadıkça devam etti. Evdeki gerginlik arttıkça bu davranışlar da arttı. Babasının eve getirdiği adamlar değişmeye başlamıştı, konuşmalar daha kapalı ama daha sertti. Cyrus bu detayları anlamasa da yanlış bir şeyler döndüğünü fark ediyordu. Bu dönemin sonunda artık normal bir çocuktu ama sınırları zorlamaya başlamış, yalan söylemeyi ve yakalanmadan iş yapmayı öğrenmiş birine dönüşmüştü.
Bu durum ilerledikçe evdeki denge tamamen bozuldu. Babasının işleri kötüye gitmeye başladı, borçlar ortaya çıktı, eve gelen adamlar artık iş konuşmak için değil para istemek için geliyordu. Evde kavga eksik olmuyordu, özellikle para yüzünden anne ve baba sürekli tartışıyordu. Cyrus bu ortamda daha agresifleşti. Okulda kavgaları arttı, öğretmenlerle sorun yaşamaya başladı, disiplin meseleleri çıktı. Artık sadece sınırları test eden bir çocuk değildi, açık açık sorun çıkaran birine dönüşüyordu. Bu dönemde kendinden büyük çocuklarla takılmaya başladı, sokakta daha fazla vakit geçirdi. Evde olmak istemiyordu çünkü ev sürekli gergindi. Sokak ise ona daha rahat geliyordu. Küçük işler yapmaya başladı, birine bir şey götürmek, bir yerden bir şey almak gibi. Bu işlerin tam olarak ne olduğunu başta bilmiyordu ama zamanla anladı. Babasının evde yaşadığı şeylerle dışarıda gördüğü şeyler birleşince Cyrus’un kafasında dünya daha net bir hale gelmeye başladı. Güçlü olanın kazandığı, zayıf olanın ezildiği bir düzen olduğunu düşünmeye başladı. Bu dönemin sonuna doğru yaşanan olay ise her şeyi kopardı. Bir gece evde çıkan büyük bir tartışma sırasında babası kontrolünü kaybetti ve annesini öldürdü. Cyrus o anı direkt gördü. Bu olay onun için bir süreç değil, bir kırılma noktası oldu. O geceden sonra artık hiçbir şey eskisi gibi olmadı. Babası kısa süre sonra içeri girdi ama uzun kalmadı, nasıl çıktığı belli değildi ama Cyrus için bunun bir önemi yoktu. Annesi yoktu ve bu onun hayatındaki son “normal” parçaydı.
Bu olaydan sonra Cyrus tamamen koptu. Evle bağı neredeyse sıfırlandı, babasıyla aynı çatı altında yaşasa bile konuşmuyordu. Okulla olan bağı da hızla bitti, devamsızlık yaptı, sonunda tamamen bıraktı. Günlerinin çoğunu dışarıda geçirmeye başladı. Bu dönemde sokakta tanıştığı insanlar onun hayatını belirledi. Başta küçük işler yaptı, paket taşıdı, soru sormadan verilen işi yaptı. Ama ne taşıdığını anlaması uzun sürmedi. Uyuşturucu taşıyordu ve bu işten para geliyordu. İlk başta tedirgindi ama kısa sürede alıştı çünkü alternatifi yoktu. Bu iş ona sadece para değil, kontrol hissi de veriyordu. Zamanla daha fazla iş almaya başladı, daha riskli teslimatlar yaptı. Kimle konuşacağını, kimden uzak duracağını öğrendi. Bu süreçte şiddetle bağı tamamen değişti. Bir olayda yanında olduğu insanlar birini ciddi şekilde dövdü ve Cyrus bunu izledi, geri çekilmedi. Bu onun için önemliydi çünkü o ana kadar hâlâ bir sınırı vardı, o sınır o gün tamamen silindi. Polisle birkaç kez karşı karşıya geldi, gözaltına alındı ama çocuk olduğu için ya da net delil olmadığı için çıktı. Bu da onu daha rahat yaptı. Artık yakalanmayacağını değil ama kurtulabileceğini düşünen birine dönüştü. 15 yaşına geldiğinde Cyrus artık çocuk değildi. Ev yoktu, okul yoktu, düzen yoktu. Sokak onun hayatı olmuştu ve bu hayatta nasıl ayakta kalacağını öğrenmişti. Bu noktaya bir anda gelmedi, yıllar içinde yavaş yavaş buraya dönüştü ama geldiği yer netti: geri dönüşü olmayan bir çizgi.
15 yaşından sonra Cyrus’un hayatı tamamen sokak oldu. Artık ne ev vardı ne okul ne de geri dönebileceği bir düzen. Geceleri çalışıyor, gündüzleri ortadan kayboluyordu. Uyuşturucu kuryeliği onun ana gelir kaynağı haline gelmişti; telefonla gelen adreslere gidiyor, paketi bırakıyor, parasını alıp çıkıyordu. Bu işte kısa sürede iyi oldu çünkü hızlıydı, dikkatliydi ve panik yapmıyordu. Bu yüzden çevresinde güvenilir biri olarak görülmeye başladı ama hâlâ tek başınaydı, kimseye bağlı değildi. Bu dönem onun hayatını değiştiren kişiyle tanıştığı dönem oldu. Teslimat yaptığı bölgelerden birinde Erik “Varg” Halvorsen ile karşılaştı. Varg, küçük ama sert bir outlaw MC’nin üyesiydi. Açık açık Aryan kafasında biriydi; dövmeleri, konuşması, bakışları direkt bunu belli ediyordu. Normalde Cyrus böyle adamlardan uzak dururdu ama Varg ona diğerlerinden farklı davrandı. Emir vermedi, aşağılamadı, direkt iş verdi ve karşılığını düzgün ödedi. İlk başta basit işlerdi ama zamanla Cyrus onunla daha sık çalışmaya başladı. Bu süreçte Cyrus motorlarla tanıştı. Varg’ın bulunduğu garaja girip çıkmaya başladı, motorları izledi, nasıl çalıştıklarını öğrendi ve sonunda kullanmaya başladı. Motor sürmek onun için sokaktan farklı bir şeydi, daha özgür hissettiren bir şeydi. Bu da onu o çevreye daha çok çekti. Zaten hayatında ilk defa bir yapı, bir düzen görüyordu. Bu yüzden o MC’ye yanladı ve zamanla sadece dışarıdan iş yapan biri olmaktan çıkıp grubun içine girdi. Kısa süre sonra prospect oldu. Yani kulübün en alt seviyesinde, her işi yapan adam.
Bu süreç romantik değildi temizlik yaptı, angarya işlere koştu, aşağılandı, test edildi. Ama Cyrus bunlara katlandı çünkü karşılığında bir şey alıyordu: bir yere ait olma hissi ve düzenli para. Aynı zamanda kulübün ideolojisi de ona işlemeye başladı. Zaten insanlara karşı güveni yoktu, bu yapı ona net bir düşman tanımı verdi. Özellikle siyahilere karşı açık bir nefret vardı ve Cyrus bu söylemleri sürekli duydu, zamanla bunu içselleştirmeye başladı. Bu sadece lafla kalmadı. Sokakta, bar çıkışlarında, kontrolsüz ortamlarda bir sürü kavga yaşandı. Küçük tartışmalar büyüdü, gruplar karşı karşıya geldi. Cyrus bu kavgaların içindeydi. Yumruk attı, dayak yedi, tekrar girdi. Bu olaylar onun içindeki öfkeyi daha da besledi. Zaten kırık olan bakış açısı iyice sertleşti, insanları birey olarak değil karşı taraf olarak görmeye başladı. Ama işin diğer tarafı da vardı. MC içindeki disiplin ağırdı. Prospect olmak demek sürekli ezilmek, sürekli sınanmak demekti. Küçük hatalarda bile sert cezalar vardı. Cyrus bir süre bunu tolere etti ama körü körüne bağlı biri değildi. Zamanla şunu fark etti kimsenin köpeği olmak istemiyordu. Bu yüzden yavaş yavaş kopmaya başladı. İşlere gitmemeye başladı, çağrıldığında bahane üretti, mesafe koydu. Bu durum kısa sürede fark edildi. Önce uyarıldı, sonra sıkıştırıldı. Bu noktadan sonra işler büyüdü çünkü böyle bir yapıdan çıkmak kolay değildi. Özellikle içeride bazı şeyleri gördükten sonra kimse seni rahat bırakmıyordu. Kavgalar başladı. Önce sözlü tartışmalar oldu, sonra direkt fiziksel olaylara döndü. Cyrus geri adım atmadı, bu da işleri daha sert hale getirdi. Birkaç kez ciddi şekilde darp edildi ama karşılık da verdi. Bu süreçte artık o kulüple bağı tamamen koptu ama bedelsiz olmadı. Bazı bölgelerde görünmesi riskli hale geldi, bazı insanlarla düşman oldu. Bu dönem boyunca Cyrus hem sokakta kalmaya devam etti hem de daha sert birine dönüştü.
MC’den ayrıldıktan sonra Cyrus şehirde kalmaya devam etti ve yaklaşık bir yıl daha aynı hayatın içinde döndü ama bu sefer tek başına hareket etti. 21 ile 22 buçuk yaş arası onun en kirli ve en netleştiği dönem oldu. Artık kimseye bağlı değildi, kendi işini kendi kovalıyordu. Küçük paket işleri, aracılık, bazen iki tarafı buluşturup komisyon alma gibi işlerle para kazandı. Ama tek başına dönen para sınırlıydı ve Cyrus daha büyük işlere girmek istiyordu. Bu noktada siyahi bir ekiple bağlantı kurdu. Bu ekip sokakta bilinen, kendi dağıtım ağı olan bir gruptu. Cyrus normalde böyle bir grupla çalışacak biri değildi ama bu sefer işi duygusal değil tamamen para olarak gördü. Tanıştığı kişi Malik Carter’dı. Malik düzgün konuşan, işi bilen, sokakta saygısı olan biriydi. İlk başta küçük işler yaptılar; Cyrus onların malını taşıdı, teslimat yaptı, birkaç haftalık süreçte sorun çıkarmadı. Malik de ona güvenmeye başladı gibi davrandı. Cyrus da bu işin büyüyebileceğini düşündü. Bir süre sonra daha büyük bir plan yaptılar. Toplu mal alıp dağıtım yapacaklardı. Cyrus elinde ne varsa bu işe koydu. Biriktirdiği para, yaptığı işlerden kazandığı her şey bu plana gitti. Malik tarafı da aynı şekilde koyuyor gibi görünüyordu. Başta her şey normal gidiyordu; mal geldi, dağıtım başladı, para dönüyor gibi görünüyordu. Sonra işler kaymaya başladı. Teslimatlar gecikmeye başladı, bazı ödemeler gelmedi, ekipten bazı insanlar ortadan kayboldu. Cyrus bunu fark etti ama işin içindeydi, geri çekilirse her şeyden olacaktı. Malik sürekli “halledeceğiz” dedi, oyaladı. Bir noktada büyük bir teslimat ayarlandı. Cyrus da orada olacaktı çünkü işin içinde parası vardı. O gece olay patladı. Cyrus buluşma noktasına gittiğinde yanında kimse yoktu. Malik yoktu, onun adamları yoktu. Karşı taraf geldiğinde Cyrus tek başınaydı. Kısa sürede durum gerildi çünkü ortada ne malın tam karşılığı vardı ne de düzgün bir plan. Tartışma büyüdü ve direkt kavgaya döndü. Cyrus bıçaklandı, ciddi bir şekilde darp edildi ve parasını kaptırdı, mal da gitti. O an netleşti: bu iş baştan kurulmuştu, Malik ve kendi ekibi Cyrus’u ortada bırakmıştı.
O geceden sonra Malik’e ulaşamadı. Telefonlar kapandı, adam ortadan kayboldu. Cyrus hem parasını kaybetti hem de sokakta düşman kazandı çünkü o işte karşı tarafta olanlar onu sorumlu tuttu. Yani sadece dolandırılmadı, aynı zamanda sıkıntının ortasında kaldı. Bu olay Cyrus’un kafasında zaten var olan ne varsa sabitledi. Daha önce MC içinde duyduğu, sokakta gördüğü şeyler artık onun için “kesin doğru” haline geldi. O noktadan sonra kimseyle iş yapma konusunda tamamen kapandı. Güven zaten yoktu ama artık deneme isteği de kalmadı. Bu işten sonra şehirde kalması da zorlaştı. Parası gitmişti, bağlantıları yanmıştı, bazı yerlerde görünmesi riskli hale gelmişti. Küçük küçük işlerle para toplamaya çalıştı ama eski düzeni kuramadı. Bu yüzden kafasında tek bir şey oluştu: buradan çıkmak Annesi üzerinden sahip olduğu Amerikan vatandaşlığı bu noktada tek çıkışıydı. Kalan son aylarını sadece para biriktirerek geçirdi. Büyük işlere girmedi, risk almadı, sadece kaçacak kadar para topladı. Bu süreçte tamamen yalnızdı, kimseyle bağ kurmadı, kimseye güvenmedi. 22 buçuk yaşına geldiğinde elinde kalan son parayla bilet aldı. Büyük bir planı yoktu, yanında ciddi bir para da yoktu. Sadece bulunduğu yerden çıkmak istiyordu. Uçağa bindi ve Amerika’ya geçti.
Hikaye
Karakter Hikayesi
Cyrus Berg May 2003 yılında Kuzey Avrupa’da doğdu. Babası taşımacılık ve lojistik işiyle uğraşan, işi büyütmeye çalışan ama zamanla yasal ve illegal işleri karıştıran birine dönüşen sert bir adamdı. Annesi daha sakin, daha düzenli bir hayat isteyen bir kadındı. Cyrus’un ilk yılları dışarıdan bakıldığında normaldi. Evde zaman zaman tartışmalar olurdu ama bu her ailede olan şeyler gibiydi. Küçükken ne problemli ne de aşırı uslu bir çocuktu, kendi halinde, etrafı izleyen, fazla dikkat çekmeyen biriydi. Ama çok küçük yaşlardan itibaren evdeki atmosferi hissediyordu; babasının sertliği, annesinin sürekli alttan alması, konuşmaların tonu… bunlar onun kafasına yavaş yavaş işliyordu. Okula başladığında ortalama bir öğrenciydi, ne başarılı ne başarısız. İlk başlarda kurallara uyuyordu. Ama sonra küçük yalanlar söylemeye başladı, yaptığı bir şeyi saklamak, suçu başkasına atmak gibi şeyler onun için giderek kolaylaştı. Aynı dönemde küçük hırsızlıklar başladı; arkadaşlarının eşyalarını almak, marketten ufak tefek bir şey yürütmek gibi. Bunlar büyük şeyler değildi ama yakalanmadıkça devam etti. Evdeki gerginlik arttıkça bu davranışlar da arttı. Babasının eve getirdiği adamlar değişmeye başlamıştı, konuşmalar daha kapalı ama daha sertti. Cyrus bu detayları anlamasa da yanlış bir şeyler döndüğünü fark ediyordu. Bu dönemin sonunda artık normal bir çocuktu ama sınırları zorlamaya başlamış, yalan söylemeyi ve yakalanmadan iş yapmayı öğrenmiş birine dönüşmüştü.
Bu durum ilerledikçe evdeki denge tamamen bozuldu. Babasının işleri kötüye gitmeye başladı, borçlar ortaya çıktı, eve gelen adamlar artık iş konuşmak için değil para istemek için geliyordu. Evde kavga eksik olmuyordu, özellikle para yüzünden anne ve baba sürekli tartışıyordu. Cyrus bu ortamda daha agresifleşti. Okulda kavgaları arttı, öğretmenlerle sorun yaşamaya başladı, disiplin meseleleri çıktı. Artık sadece sınırları test eden bir çocuk değildi, açık açık sorun çıkaran birine dönüşüyordu. Bu dönemde kendinden büyük çocuklarla takılmaya başladı, sokakta daha fazla vakit geçirdi. Evde olmak istemiyordu çünkü ev sürekli gergindi. Sokak ise ona daha rahat geliyordu. Küçük işler yapmaya başladı, birine bir şey götürmek, bir yerden bir şey almak gibi. Bu işlerin tam olarak ne olduğunu başta bilmiyordu ama zamanla anladı. Babasının evde yaşadığı şeylerle dışarıda gördüğü şeyler birleşince Cyrus’un kafasında dünya daha net bir hale gelmeye başladı. Güçlü olanın kazandığı, zayıf olanın ezildiği bir düzen olduğunu düşünmeye başladı. Bu dönemin sonuna doğru yaşanan olay ise her şeyi kopardı. Bir gece evde çıkan büyük bir tartışma sırasında babası kontrolünü kaybetti ve annesini öldürdü. Cyrus o anı direkt gördü. Bu olay onun için bir süreç değil, bir kırılma noktası oldu. O geceden sonra artık hiçbir şey eskisi gibi olmadı. Babası kısa süre sonra içeri girdi ama uzun kalmadı, nasıl çıktığı belli değildi ama Cyrus için bunun bir önemi yoktu. Annesi yoktu ve bu onun hayatındaki son “normal” parçaydı.
Bu olaydan sonra Cyrus tamamen koptu. Evle bağı neredeyse sıfırlandı, babasıyla aynı çatı altında yaşasa bile konuşmuyordu. Okulla olan bağı da hızla bitti, devamsızlık yaptı, sonunda tamamen bıraktı. Günlerinin çoğunu dışarıda geçirmeye başladı. Bu dönemde sokakta tanıştığı insanlar onun hayatını belirledi. Başta küçük işler yaptı, paket taşıdı, soru sormadan verilen işi yaptı. Ama ne taşıdığını anlaması uzun sürmedi. Uyuşturucu taşıyordu ve bu işten para geliyordu. İlk başta tedirgindi ama kısa sürede alıştı çünkü alternatifi yoktu. Bu iş ona sadece para değil, kontrol hissi de veriyordu. Zamanla daha fazla iş almaya başladı, daha riskli teslimatlar yaptı. Kimle konuşacağını, kimden uzak duracağını öğrendi. Bu süreçte şiddetle bağı tamamen değişti. Bir olayda yanında olduğu insanlar birini ciddi şekilde dövdü ve Cyrus bunu izledi, geri çekilmedi. Bu onun için önemliydi çünkü o ana kadar hâlâ bir sınırı vardı, o sınır o gün tamamen silindi. Polisle birkaç kez karşı karşıya geldi, gözaltına alındı ama çocuk olduğu için ya da net delil olmadığı için çıktı. Bu da onu daha rahat yaptı. Artık yakalanmayacağını değil ama kurtulabileceğini düşünen birine dönüştü. 15 yaşına geldiğinde Cyrus artık çocuk değildi. Ev yoktu, okul yoktu, düzen yoktu. Sokak onun hayatı olmuştu ve bu hayatta nasıl ayakta kalacağını öğrenmişti. Bu noktaya bir anda gelmedi, yıllar içinde yavaş yavaş buraya dönüştü ama geldiği yer netti: geri dönüşü olmayan bir çizgi.
15 yaşından sonra Cyrus’un hayatı tamamen sokak oldu. Artık ne ev vardı ne okul ne de geri dönebileceği bir düzen. Geceleri çalışıyor, gündüzleri ortadan kayboluyordu. Uyuşturucu kuryeliği onun ana gelir kaynağı haline gelmişti; telefonla gelen adreslere gidiyor, paketi bırakıyor, parasını alıp çıkıyordu. Bu işte kısa sürede iyi oldu çünkü hızlıydı, dikkatliydi ve panik yapmıyordu. Bu yüzden çevresinde güvenilir biri olarak görülmeye başladı ama hâlâ tek başınaydı, kimseye bağlı değildi. Bu dönem onun hayatını değiştiren kişiyle tanıştığı dönem oldu. Teslimat yaptığı bölgelerden birinde Erik “Varg” Halvorsen ile karşılaştı. Varg, küçük ama sert bir outlaw MC’nin üyesiydi. Açık açık Aryan kafasında biriydi; dövmeleri, konuşması, bakışları direkt bunu belli ediyordu. Normalde Cyrus böyle adamlardan uzak dururdu ama Varg ona diğerlerinden farklı davrandı. Emir vermedi, aşağılamadı, direkt iş verdi ve karşılığını düzgün ödedi. İlk başta basit işlerdi ama zamanla Cyrus onunla daha sık çalışmaya başladı. Bu süreçte Cyrus motorlarla tanıştı. Varg’ın bulunduğu garaja girip çıkmaya başladı, motorları izledi, nasıl çalıştıklarını öğrendi ve sonunda kullanmaya başladı. Motor sürmek onun için sokaktan farklı bir şeydi, daha özgür hissettiren bir şeydi. Bu da onu o çevreye daha çok çekti. Zaten hayatında ilk defa bir yapı, bir düzen görüyordu. Bu yüzden o MC’ye yanladı ve zamanla sadece dışarıdan iş yapan biri olmaktan çıkıp grubun içine girdi. Kısa süre sonra prospect oldu. Yani kulübün en alt seviyesinde, her işi yapan adam.
Bu süreç romantik değildi temizlik yaptı, angarya işlere koştu, aşağılandı, test edildi. Ama Cyrus bunlara katlandı çünkü karşılığında bir şey alıyordu: bir yere ait olma hissi ve düzenli para. Aynı zamanda kulübün ideolojisi de ona işlemeye başladı. Zaten insanlara karşı güveni yoktu, bu yapı ona net bir düşman tanımı verdi. Özellikle siyahilere karşı açık bir nefret vardı ve Cyrus bu söylemleri sürekli duydu, zamanla bunu içselleştirmeye başladı. Bu sadece lafla kalmadı. Sokakta, bar çıkışlarında, kontrolsüz ortamlarda bir sürü kavga yaşandı. Küçük tartışmalar büyüdü, gruplar karşı karşıya geldi. Cyrus bu kavgaların içindeydi. Yumruk attı, dayak yedi, tekrar girdi. Bu olaylar onun içindeki öfkeyi daha da besledi. Zaten kırık olan bakış açısı iyice sertleşti, insanları birey olarak değil karşı taraf olarak görmeye başladı. Ama işin diğer tarafı da vardı. MC içindeki disiplin ağırdı. Prospect olmak demek sürekli ezilmek, sürekli sınanmak demekti. Küçük hatalarda bile sert cezalar vardı. Cyrus bir süre bunu tolere etti ama körü körüne bağlı biri değildi. Zamanla şunu fark etti kimsenin köpeği olmak istemiyordu. Bu yüzden yavaş yavaş kopmaya başladı. İşlere gitmemeye başladı, çağrıldığında bahane üretti, mesafe koydu. Bu durum kısa sürede fark edildi. Önce uyarıldı, sonra sıkıştırıldı. Bu noktadan sonra işler büyüdü çünkü böyle bir yapıdan çıkmak kolay değildi. Özellikle içeride bazı şeyleri gördükten sonra kimse seni rahat bırakmıyordu. Kavgalar başladı. Önce sözlü tartışmalar oldu, sonra direkt fiziksel olaylara döndü. Cyrus geri adım atmadı, bu da işleri daha sert hale getirdi. Birkaç kez ciddi şekilde darp edildi ama karşılık da verdi. Bu süreçte artık o kulüple bağı tamamen koptu ama bedelsiz olmadı. Bazı bölgelerde görünmesi riskli hale geldi, bazı insanlarla düşman oldu. Bu dönem boyunca Cyrus hem sokakta kalmaya devam etti hem de daha sert birine dönüştü.
MC’den ayrıldıktan sonra Cyrus şehirde kalmaya devam etti ve yaklaşık bir yıl daha aynı hayatın içinde döndü ama bu sefer tek başına hareket etti. 21 ile 22 buçuk yaş arası onun en kirli ve en netleştiği dönem oldu. Artık kimseye bağlı değildi, kendi işini kendi kovalıyordu. Küçük paket işleri, aracılık, bazen iki tarafı buluşturup komisyon alma gibi işlerle para kazandı. Ama tek başına dönen para sınırlıydı ve Cyrus daha büyük işlere girmek istiyordu. Bu noktada siyahi bir ekiple bağlantı kurdu. Bu ekip sokakta bilinen, kendi dağıtım ağı olan bir gruptu. Cyrus normalde böyle bir grupla çalışacak biri değildi ama bu sefer işi duygusal değil tamamen para olarak gördü. Tanıştığı kişi Malik Carter’dı. Malik düzgün konuşan, işi bilen, sokakta saygısı olan biriydi. İlk başta küçük işler yaptılar; Cyrus onların malını taşıdı, teslimat yaptı, birkaç haftalık süreçte sorun çıkarmadı. Malik de ona güvenmeye başladı gibi davrandı. Cyrus da bu işin büyüyebileceğini düşündü. Bir süre sonra daha büyük bir plan yaptılar. Toplu mal alıp dağıtım yapacaklardı. Cyrus elinde ne varsa bu işe koydu. Biriktirdiği para, yaptığı işlerden kazandığı her şey bu plana gitti. Malik tarafı da aynı şekilde koyuyor gibi görünüyordu. Başta her şey normal gidiyordu; mal geldi, dağıtım başladı, para dönüyor gibi görünüyordu. Sonra işler kaymaya başladı. Teslimatlar gecikmeye başladı, bazı ödemeler gelmedi, ekipten bazı insanlar ortadan kayboldu. Cyrus bunu fark etti ama işin içindeydi, geri çekilirse her şeyden olacaktı. Malik sürekli “halledeceğiz” dedi, oyaladı. Bir noktada büyük bir teslimat ayarlandı. Cyrus da orada olacaktı çünkü işin içinde parası vardı. O gece olay patladı. Cyrus buluşma noktasına gittiğinde yanında kimse yoktu. Malik yoktu, onun adamları yoktu. Karşı taraf geldiğinde Cyrus tek başınaydı. Kısa sürede durum gerildi çünkü ortada ne malın tam karşılığı vardı ne de düzgün bir plan. Tartışma büyüdü ve direkt kavgaya döndü. Cyrus bıçaklandı, ciddi bir şekilde darp edildi ve parasını kaptırdı, mal da gitti. O an netleşti: bu iş baştan kurulmuştu, Malik ve kendi ekibi Cyrus’u ortada bırakmıştı.
O geceden sonra Malik’e ulaşamadı. Telefonlar kapandı, adam ortadan kayboldu. Cyrus hem parasını kaybetti hem de sokakta düşman kazandı çünkü o işte karşı tarafta olanlar onu sorumlu tuttu. Yani sadece dolandırılmadı, aynı zamanda sıkıntının ortasında kaldı. Bu olay Cyrus’un kafasında zaten var olan ne varsa sabitledi. Daha önce MC içinde duyduğu, sokakta gördüğü şeyler artık onun için “kesin doğru” haline geldi. O noktadan sonra kimseyle iş yapma konusunda tamamen kapandı. Güven zaten yoktu ama artık deneme isteği de kalmadı. Bu işten sonra şehirde kalması da zorlaştı. Parası gitmişti, bağlantıları yanmıştı, bazı yerlerde görünmesi riskli hale gelmişti. Küçük küçük işlerle para toplamaya çalıştı ama eski düzeni kuramadı. Bu yüzden kafasında tek bir şey oluştu: buradan çıkmak Annesi üzerinden sahip olduğu Amerikan vatandaşlığı bu noktada tek çıkışıydı. Kalan son aylarını sadece para biriktirerek geçirdi. Büyük işlere girmedi, risk almadı, sadece kaçacak kadar para topladı. Bu süreçte tamamen yalnızdı, kimseyle bağ kurmadı, kimseye güvenmedi. 22 buçuk yaşına geldiğinde elinde kalan son parayla bilet aldı. Büyük bir planı yoktu, yanında ciddi bir para da yoktu. Sadece bulunduğu yerden çıkmak istiyordu. Uçağa bindi ve Amerika’ya geçti.